Free Web Site - Free Web Space and Site Hosting - Web Hosting - Internet Store and Ecommerce Solution Provider - High Speed Internet
Search the Web



                                        ATATÜRK İYİ BİR LİDERDİ


İnsanların ,grup halinde yaşayan insanlar sosyal nitelikli canlılar oldukları kadar, oluşturdukları grupları yönetecek ve hedeflere götürecek liderlere ihtiyaçları vardır.
Liderlik ,bir grup insanı belirli amaçlar etrafında toplayabilme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları harekete geçirebilme yetenek ve bilgilerinin toplamıdır.
İşte bu nedenle Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK”ün liderlik özelliklerinden örnekle yola çıkarak iyi bir liderin vasıflarını sizlerle paylaşmak istedim Çünkü ATATÜRK Dünyaca kabul edilen en iyi lider unvanını almıştır.
Verimli sonuçlar için ilk önce liderin kendine saygısı olması gerekiyor. Ardından
Başkalarının lidere saygısı ve liderin başkalarına saygısı olmalıdır.
• Dürüst şerefli ve doğru olmalıdır.
• Liderler genellikle zeki olurlar.
• Eğitim seviyesi olarak da yüksek kişilerdir.
• Gerek ast ve üstleriyle, gerekse hayatla barışık bir tutum gösterirler.
• Kendine olan güvenleri yüksek kişilerdir.
• Arkadaşlarıyla ve iş hayatındaki çalışanlarla iyi geçinen, sosyal insanlardır.
• Bir işi yapmada istekli, başarma konusunda ise hırslı davranırlar.
• Olumsuz bir durumla karşılaştıklarında sebat gösterirler.
• Bir işi başarabileceğine inanırlar.
• Enerjik ve dayanıklıdırlar.
• Sezgi ve tahmin gücü yüksek kişilerdir.
• Gösterdiği davranışlarda bir tutarlılık görülür.
• İşlerini zamanlama konusunda titizlik gösterirler.
• Bir çok soruna duyarlıdırlar.
• İşlerini yürütürken faydacı davranırlar.
• Otoriterdirler.
• Hissi olgunluk düzeyleri yüksektir.
Vizyon sahibi olmak, liderdin ayrılmaz bir başarı niteliğidir, ancak bu niteliğe sahip
Olan lider geleceği açık ve net olarak görebilir ve o gelecek için yapılması gereken faaliyetleri gerçekleştirme hususunda önlemler alır; yani vizyon sahibi olan lider planlama sorumluluğuna sahiptir.
Vizyon sahibi bir liderin aşağıdaki beş özelliği taşıması gerekir:
1. Öncülük ederek, diğer kişileri yeniliklere teşvik eder.
2. Diğer kişilerde ortak vizyona doğru bireysel etkilenme yaratır.
3. Takım oyuncusu olarak diğer kişilerin çaba ve yeteneklerini destekler.
4. Diğer kişilerin nasıl davranmaları gerektiğine işaret eden iyi bir model olur.
5. İş yerinde duygu ve aklı birlikte harekete geçirecek şekilde başarıların
kutlanmasını sağlar.
Diğer kişilere, yöneticinin istediği biçim ve yönde iş yaptırma yeteneğine sahiptir.(Lider bu gücü yönetim kademesinden ve kendi bireysel özelliklerinden alır.)Ayrıca lider, çalışanların kendi yaptıkları işlere ilişkin özgür hareket etme ve
karar verme yetkisiyle destekleme gücüne sahiptir)
Liderin izleyicileri etkileme olayı, kullandığı güç kaynakları ile yakından ilgilidir.
Bu kaynaklar:
• Zorlayıcı güç kaynağı
• Yasal güç kaynağı
• Ödüllendirmeden doğan güç kaynağı
• Karizmatik güç kaynağı
• Uzmanlıktan doğan güç kaynağı

                                              
DİNLEMESİNİ  BİLİYORMUYUZ?
 
Hemen her gün yaptığımız işlerden biride dinlemektir. Bir düşününüz. Hiç olmazsa günde üç dört saatimizi buna ayırırız. Evde annemizi, babamızı; okulda öğretmen ve arkadaşlarımızı dinleriz. Radyo açar haberleri, bizi ilgilendiren konuşmaları dinleriz. Kısaca dinleme, günlük hayatımızda önemli bir yer tutar.
Dinleme de okuma gibidir. Nasıl okuyarak başkalarının düşüncelerini, duygularını öğreniyorsak, aynı şeyi dinleyerek de yaparız. Konuşulanlar üzerinde düşünür, anlatılanları kavramaya çalışırız. Bu bakımdan dinleme, öğrenme yollarının başında gelir.
İyi bir dinleyici olmak için bir takım alışkanlıklar gerekir. Bu alışkanlıkları edinmedikçe dinlediklerimizden iyice yararlanamayız. Bazıları vardır; gözlerini konuşana diker, sessizce otururlar. “işte iyi bir dinleyici” dersiniz. Ama gözleri konuşanda, akılları ve dikkatleri başka yerdeyse, bunlar iyi bir dinleyici değildir. İyi bir dinleyici gözlerle değil sorularla dinler, yani konuşulan konu üzerinde düşündükleridir.
Bazı dinleyiciler de konuşmayla değil de konuşmayı yapanla ilgilenirler Konuşanın elbisesine ,saçlarını tarayıp taramadığına ,el ve yüz hareketlerine bakarlar Bunlar da iyi dinleyici değildir.Konuşanın giyinişi,kılık kıyafeti iyi bir dinleyiciyi ilgilendirmez . Onu ilgilendiren ,konuşanın anlattıkları,bu konu üzerinde düşündükleri.
İyi bir dinleyici sabırlıdır. Konuşanı sonuna kadar izler. Konuşanla aynı düşüncede olmaya bilir. Ama hiçbir zaman onun sözünü kesmez. Eğer soracakları varsa, bunları konuşma bittikten sonra sorar.
Dinlediklerini değerlendirme, iyi bir dinleyicinin yapması gereken en önemli iştir. Örnek; konuşmanın amacı nedir? Öğüt mü veriyor, yoksa belli bir konuda bir takım gerçeklerimi açıklıyor? Bunu yaparken heyecanlımıdır? Düşünceleri değiştirip olduğundan fazla büyütüyor mu? Söyledikleri yeni şeyler midir? Bu ve buna benzer sorularla dinlediğini değerlendirme, iyi bir dinleyicinin yapacağı işlerdir.
 Keçiborlulular Derneği olarak sesli bir yayın organımız şimdilik yok. Bu yüzden iyi bir okuyucu olarak sizlerin KEÇİBORLUM gazetesini okumanızdır. Yazılanlar hakkında eleştirilerinizi, görüşlerinizi bekliyoruz. Keçiborlu’nun geleceği için her türlü fikrinizi bizimle ve gazetemiz aracılığı ile Keçiborlu halkı ile paylaşabilirsiniz. Umarız bizi de dinleyen ve söylediklerimizi, yazdıklarımızı dikkate alan birileri vardır.

BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA GÜZELDİR.
 
                                NEDEN!
Hepimiz suyun yaşamın temeli olduğunu biliyoruz. Ancak çoğumuz suyun vücudu-muzun hemen her organında ve vücudumuzun işlevinde oynadığı temel rolün farkında değiliz. Su hayatı sürdürmekten fazlasını sağlamaktadır. Sağlığımızı, dinçliğimizi ve görünümümüzü bile iyileştirmektedir. Su insanın vazgeçilmez varlığıdır. İnsan vücudunun 2/3’ ü sudur. Dün-yanın da 2/3’ ü su ile kaplıdır. O halde susuz hayat mümkün değildir. Su demek hayat demek-tir. Su demek yemek, içmek, gıda, temizlik yani her şey demek. Susuz sağlık mümkün değil-dir. İşte bu nedenle sayın hemşerilerim suyun önemini ve zararlarına deyinmek istiyorum.
Çok yumuşak su
0-2 Fr
Yumuşak su
2-6 Fr
Orta-sert su
6-12 Fr
Sert su
12-18 Fr
Çok sert su
18 ve yukarısı
 
Yumuşak sertlikteki suyu içmenin bizim için iyi olduğunu hepimiz biliyoruz; Ancak şunları biliyor musunuz?
Kanın %92 ‘si su, kemiklerin % 22 ‘si su ve kasların % 75 ‘i sudur. Su ayrıca;
[Vücudumuzdaki bütün hücrelerin çoğunluğunu oluşturmaktadır.
[Hücrelere besin ve oksijen taşıyarak ve atıkları uzaklaştırarak ve lenf sistemlerimizin en büyük kısmıdır.
[Böbreklerimizin toksik maddelerden temizlenmesine yardımcı olur.
[Kan basıncını kontrol eden elektrolitlerimizin dengelenmesine yardımcı olur.
[Göz, ağız ve burun kanallarımızın nemlenmesine yardımcı olur.
[Sıcak havalarda vücudumuzu serin tutar ve soğuk havalarda vücut izalasyonunu sağlar
[Vücudun organlara karşı darbe emici görevi yapar.
[Eklemlerin yağlanmasına yardımcı olur ve kan, ter, gözyaşı ve tükrüğün bir parçasıdır.
[Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu minerallerin pek çoğunu sağlar.
 
Sert su kullanımı ne gibi problemlere sebep olur?
Sert suyun zararlarına çok kısa olarak değinmek istiyorum.
[Sert su ile evsel kullanımlarda daha fazla sabun ve temizlik ürünü kullanılır.
[Sert su deydiği her noktada temizlenmesi çok zor olan kireç kirliliklerine neden olur.
[Sudaki sertlik zamanla kendiliğinden veya su ısıtıldığında çözünürlüğünü kaybeder ve geçtiği yüzeylere yapışmaya başlar Su borularının içi hızla dolar ve su basıncı ile akışı azalır.
[Suyun ısıtıldığı yüzeylerde daha da artan kireçlenme, yalıtkanlığa sebep olur. Elektrik ve ocak gaz tüketimini arttırır.
[Sabun çökeleği banyo veya duş sonrasında insan derisine yapışır. Deri gözeneklerini tıkar ve saç tellerini kaplayarak sertleştirir. Deriye yapışan bu kütle, bakteri üremesi için elverişli bir ortam yaratır.
[Sertlik mineralleri yemeklerde istenmeyen bir tat verir. Yemeğin rengini değiştirir.
 
   Zarar bu boyutta iken İnsan vücuduna verebileceği zararı düşünmek bile istemi-yorum.
Peki yıllardır içtiğimiz suyun sertliği biliyormusunuz? Üzülerek söylemek istiyorum
40-45 Fr. Dir. 18 Fr.den yukarısı çok sert su olarak kabul ediliyorsa. Maalesef içtiği-
miz SU ÇOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOKKKKK  SERT.
     Zararlı bir şeyi halkına ikramda bulunan yetkililerimizin neden beklediklerine anlam verebilmiş değilim. İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? NEDEN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!


Aziz hemşerilerim,
Dostluk, barış, hoşgörü, kardeşlik ile sevgilerin birleştiği. Belki durgun, belki yorgun, ama yine de umutlu, yine de mutlu. Sevgi, saygı, güzellik, iyilik, özgürlük, kardeşlik dolu nice nice bayramlara sevgili dostlar.

İslam alemi olarak bir mübarek Ramazan bayramını daha idrak etmekteyiz. Öncelikle, bu önemli ve anlamlı günlerin ülkemiz, milletimiz, bütün İslam alemi ve insanlık için hayırlara vesile olması dileklerimi ifade etmek istiyorum.
Bilindiği gibi, insanı insan yapan değerlerin ve erdemlerin yoğun olarak yaşandığı günler olan bayramlar, toplumsal hayatımız açısından büyük bir önem ve değere sahiptir. Çünkü, bu güzel günleri, kırgınlıkların, dargınlıkların unutulduğu, karşılıklı sevgi ve saygının pekiştiği, hoşgörünün hakim olduğu bir mana iklimini yaşamak ve kalıcı kılmak için bir vesile olarak görmek gerekmektedir.
Yüce dinimize göre bayramlar, manevi mânâda inancımızın bütün güzelliklerini hatırlamamızı, bizi biz yapan değerlerimizi bir kez daha farketmemizi sağlayan günler olduğu gibi, aynı zamanda toplumsal dayanışma, yardımlaşma ve işbirliğinin zeminleri olarak tesis edilmiş ve kabul görmüştür. Üstelik, aziz milletimiz, bu mübarek günleri kendi millî hasletlerinin güzellikleriyle bir kat daha zenginleştirmiş ve anlamlı kılmıştır.
Aziz hemşerilerim, bu nedenle sizlerle güzel bayram mesajlarını paylaşmak istiyoruz.
1. Mübarek Ramazan Bayramını sevdiklerinizle beraber, sağlıklı ve huzur içinde geçirilen  hayırlı günlerdir.
2. Küskünlerin barıştığı, sevenlerin bir araya geldiği, rahmetle ve şefkatle dolu günlerin en değerlilerinden olan aydır.
3. Bir bayram gülüşü savur göklere, eski zamanlara gülücükler getirsin öyle içten samimi, gözyaşlarını bile tebessüme çevirsin.
4.  Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu aydır.
5. Ramazan Bayramı Tüm insanlar birbirlerine daha çok yakınlaşsın, dargınlıklar ortadan kalksın, kardeşlik ve dostluk duyguları daha da kuvvetlensin. Tüm insanlar neşe ve mutluluk denizinde yüzsün.
6. Her ilkbaharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi, insana ailene mutluluk ve neşe getiren en güzel aydır.
7. Benim ömrümde ırmaklar vardır sularında hayallerimi yüzdürdüğüm, benim ömrümde sevdiklerim vardır, bayramlar ayrı geçince üzüldüğüm gündür.
8. Ramazan Bayramı ulusumuzun diriliğine, mazlumların kurtuluşuna, insanlığın huzur, barış ve hidayetine vesile, olduğu aydır.
Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmesine vesile olan aydır.
Bayramınız mübarek olsun.
 

                                                 BİZİM GENÇLİK;
Toplumun en dinamik, iyi yönlendirildiğinde en fedakar ve o nispette gözü pek kesimini teşkil eden gençlik, bu günlere damgasını vurduğu gibi yarınları da temsil etmektedir.
  Bu itibarla genç nesillere gereken önemi veren toplumlar, bugünlerinden olduğu gibi yarınlarından da emin olurlar. Çağımızda bir toplumun bugününe hükmetmek ve yarınına sahip olmak isteyenler, gençlere yatırım yapmaktadırlar.
  Öte yandan, bir toplumu geriletmenin ve giderek çökertmenin yolu da gençliğine el atarak dinamizmini kötüye kullanmaktan geçmektedir. Nitekim, yakın tarihimizde bunun çok çarpıcı ve bir o kadar da acı örnekleri pek çoktur.
  1960'lı yıllarda gençlerimize fikri düzeyde el atan dış mihraklar, istikbalimizi temsil eden gençlerimizin bir bölümü kısa sürede denetimleri altına almayı başardılar. Böylece, birer bilim yuvası olan üniversitelerimiz, savaş meydanlarına, çatışma alanlarına döndü. Yarınımızı emanet edeceğimiz gençlerimiz, kendilerine, ailelerine, toplumuna düşman hale getirildiler.
  Kaldı ki, bu günün egemenlik savaşları, içten çökertme , yozlaştırma, hedeflerden saptırma, kendine yabancılaştırma tarzında sürdürülmektedir. İki kutuplu dünya düzeninde bunun acısını en fazla bizim insanlarımız çekmiştir. Bu günkü dünya düzeninde de bize yönelik soğuk savaş metotları devam etmektedir.
Terör örgütleri, genç beyinlerin masum ideallerini, insancıl yönlerini, enerjik ve dinamik bedenlerini çok kolayca istismar etmektedirler. Gençlerimizi tuzağına düşürmek isteyen bu hain odaklar ve şer yuvaları, bir çok yöntem ile hedefini avlamaya çalışmaktadırlar.
  Örgütler, tuzağına düşürdüğü gençlerin peşini bir daha kolay kolay bırakmamaktadırlar. Onları iliklerine kadar sömürmektedirler. Ölülerinden bile istifade cihetine giderek, ailelerini de felakete ve yıkıma uğratmaktadırlar.
  Gençler, terör örgütlerinin en önemli personel kaynağı oldukları gibi en etkili vurucu gücünü de teşkil etmektedirler. Daha da önemlisi, terör örgütleriyle kitleler arasındaki bağı da gençler oluşturmaktadırlar.
Öyle ki, gençlik son derece duygusal davranışları itibarıyla en az mantık muhakemesi yapan bir kesimdir. Gençlikte bencillik, çıkarcılık en son düşünülen şeydir. Buna mukabil, fedakarlık, ataklık, gözü peklik gibi hasetler ise en yoğun döneminde bulunmaktadır.
  Aileden ve geleneksel çevrelerden kopuş, kendini ispat, yeni ufuklar keşfetme gibi değişimlerde yine bu dönemde yaşanan hususiyetlerdir.
  Gençleri tuzaklarına düşürmeye kararlı olan terör örgütleri, bu hususiyetlerin analizlerini en ince ayrıntılarına kadar yaptıklarından ve yiğitlik, mertlik, fedakarlık gibi kendilerinde zerresi bulunmayan yüce değerleri istismar ederek, gençleri tabiri caiz ise can evinden vurmaktadırlar.
Gençlerimizin, terör örgütlerinin oluşturduğu tuzaklara karşı son derece  uyanık  olmaları, hazırlanan tuzakların ilk etapta, cazip, eğlenceli gibi görünse de, terör örgütlerinin uzattığı elin, öldürücü darbeyi gizleyen oltanın ucundaki yem gibi olduğunu akıldan çıkarmamalıdır.
  Bir üniversite öğrencisinin karşı karşıya bulunduğu problemleri ne türden olursa olsun,; masum insanları, kadınları, çocukları, ihtiyarları kurşuna dizen, okulları yakan, öğretmenleri öldüren, bölgeye hizmet götüren işçiyi, mühendisi öldüren, iş makinelerini tahrip eden, bu ve benzer eylemleri faaliyetlerinin esası olarak benimsemiş olan terör çetelerinin peşine takılması anlaşılır gibi değildir.
 

                      YAPAMIYORSAK YIKALIM


   İlçemizde üç meydan, üç meydan da üç camiİ ve her camiinin yanında bir umumi tuvalet. Vaktiyle buraları yapanlar günün malzemesini, günün teknolojisiyle ve kendi bilgileri doğrultusunda yapmışlar. Geçmişi bu günkü değer yargısıyla yargılamak yanlışlık olur.
Her hafta ilçemize dışarıdan onlarca insan gelir-gider, yine yüzlerce öğrenci, onlarca devlet memuru, kısacası kendi kabuğunda da olsa ilçemiz kendince hareketlidir. İnsanın olduğu yerde umumi tuvaletler olmaz sa olmazlardandır. Bu üç tuvaletin yasal sahipleri camiler mi ?, yoksa Belediye mi? Bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, bu tuvaletler artık Keçiborlu’ya yakışmıyor. Modern, temiz ve insana yakışan yeni tuvaletler yapamıyorsanız buraları yıkalım, insanlara kendimizi rezil etmeyelim hiç değilse. Adeta mikrop yuvası haline gelmiş bu tuvaletler insanlara hizmet vermekten uzaklaşmış, ömürlerini doldurmuş vaziyetteler. Kasabalarımızdaki umumi tuvaletler ilçemizdekinden daha temiz ve modern yapıdalar.


                              SAVAŞIM GEREK


Çiftçinin biri ,Tanrı’ya “Sen tanrı olabilirsin, dünyayı sen yarattın ama tarımı bilemezsin.Bir tek patates bile yetiştiremezsin. Çünkü çiftçi değilsin. Sözün kısası ,Tanrı olmana karşın, benden öğrenebileceğin şeyler var.” Diyerek meydan okudu..
Tanrı büyük bir alçak gönüllükle,”bana ne yapmamı öneriyorsun.” Diye sordu.
Çiftçi ,”Bir yıl süreyle beni aksiliklerden korumanı istiyorum.” Dedi.”sonunda evrendeki yoksulluğun sona erdiğini, insanoğlunun bolluk içinde yaşadığını göreceksin.”
Tanrı,çiftçiye bir yıl süre tanımaya karar verdi.Çitfçi bir yıl süreyle fırtına olmamasını ,tohumları yiyen böceklerin yok edilmesini ve şiddetli rüzgar esmemesini istedi ve her geçen gün bu isteklerine bir yenisini ekledi.Tanrı çiftçinin hiçbir isteğini geri çevirmedi.
Çiftçi “Güneş” dedi .Güneş tüm dünyayı ışınlarıyla ısıttı.
Çiftçi “Yağmur !” dedi.Yağmur yağmaya başladı.
Ve yıl sonu geldi. Başaklar gerçekten de mucizevi bir biçimde büyümüştü.
Çiftçi böbürlenerek,”Öyle bol ürün yetiştirdik ki insanoğlu on yıl boyunca hiç çalışmasa bile Dünya üzerinde açlık olmayacak.” dedi.
Fakat mahsul biçildiğinde ,ürünlerin içinde tek bir arpa,tek bir buğday tanesinin bile olmadığı anlaşılınca çiftçi şaşkınlıkla Tanrı’ya “Aksilik nerede Tanrım?” diye sordu.”nerede yanıldım?”
Tanrı,”Çok basit” diye söze başladı.”Savaşımı engelledin. Hiç sürtüşme yoktu.Tüm kötülüklerden,güçlüklerden arındırdın ürünü…. Doğada her etkenin bir rolü vardır. Güçlük çekmeden meyve alınmaz. Fırtına ,sağanak,şimşek de gereklidir.Sürekli mutluysan,bir süre sonra  mutluluk anlamını yitirir.Gece gündüz denli gereklidir.Acı üzüntü dolu günler,mutluluk,sevinç dolu günler denli vazgeçilmezdir. İşte bu gerçeği kavramak bilinçlenmektir.Yaşamın ritmidir bu.Çelişki ve ikilemleri kavramaktır.Yani yaşamın gizini çözmektir.Mutsuzluk bile bu aşamaya varmış kişiye ışık saçar. Aksi durumda ekinlerin gibi ,yok olur,erir bitersin.”
 KISSADAN HİSSE…